Misyonumuz

Kanserle Dans Derneği, metastatik meme kanseri yaşayanlarına sunduğu bilgi ve sosyal destek projeleriyle yaşam kalitelerini arttrmayı ve yol arkadaşı olmayı misyon edinmiştir.

Patoloji Raporunuzu Anlamak

Meme Patoloji Raporunuzu Anlayın

Meme biyopsisi sırasında alınan örnekler patalog olarak adlandırılan, bu konuda yıllarca eğitim görmüş uzman doktorlarca mikroskop altında incelenir. Patalog, doktorunuza alınan her örnek için teşhisleri içeren bir rapor verir. Bu rapordaki bilgiler tedavi sürecini  şekillendirmek için kullanılır.

İğne Biyopsisi/Eksizyonel Biyopsi

İğne biyopsisi sırasında, örnek bir iğne yardımıyla tümörlü bölgeden alınır. Eksizyonel biyopsi sırasında ise genellikle civardaki normal dokunun bir kısmı ile birlikte anormal dokunun tamamı alınır. Eksizyonel biyopsi daha çok bir meme koruma ameliyatı (lumpektomi) gibidir.

Karsinoma/Adenokarsinom nedir?

Karsinoma meme gibi organların örtücü dokusunda (epitel doku) başlayan kanseri tanımlamak için kullanılır. Neredeyse bütün meme kanserleri karsinomadır. Birçoğu bez dokularda başlayan adenokarsinomlardır.

Infiltratif/invaziv nedir?

Bu terimler kanserin kanser öncesi (veya bölgesel (in-situ)) olmadığını belirtmek icin kullanılır. Normal bir meme, kor uçlu kese (lobul) gruplarına dönüşen kanallardan (dukt) oluşur. Kanser, normal hücrelerin lobullerde ve duktlerde karsinoma hücresi haline gelmesiyle baslar. Bu hücreler meme duktları ve lobulleri olmakla sınırlı kaldıkları ve çevreleyen dokuya sıçramadıkları sürece bölgesel karsinoma olarak adlandırılır. Karsinoma hücreleri büyüyüp dukt ve lobullerin dışına çıktıkları anda infiltatif veya invaziv karsinoma olarak adlandırılır. Invaziv karsinomada tümör hücreleri vücudun diğer kısımlarına yayılır (metastaz yapar).

Karsinomamin duktal veya lobuler veya kanalsı ve lobuler barindiran karsinoma olması ne demektir?

Meme karsinomalari mikroskop altında nasıl göründüklerine göre duktal ve lobuler olmak üzere iki ana kısma ayrılır. Bazı durumlarda tümör hem duktal hem lobuler karsinom özelliklere sahiptir ve karışık ductal ve lobuler karsinoma olarak adlandırılır. Invaziv duktal karsinoma meme kanserinin en yaygın tipidir. Bu tip karsinomada kanser duktta (sut yolagi) başlar  ve duktun çeperlerinden memenin yağ dokusuna doğru buyur. Genel olarak, invaziv lobuler ve invaziv ductal karsinoma memede birbirlerinden farklı şekillerde tedavi edilmezler.

Karsinomamin ileri derecede farklılaşmış, orta derecede farklılaşmış ve az derecede farklılaşmış olması ne demektir?

Kanser hücrelerin belirli özelliklerine mikroskop altında bakılarak, kanserin büyümeye ve yayılmaya ne kadar yatkın olduğu patolojistler tarafından tahmin edilebilir. Bu özellikler hücrelerin birbirlerine göre dizilimini, kanallar oluşturup oluşturmadıklarını, normal meme hücrelerine (çekirdek seviyesinde) ne kadar benzediklerini ve kaç tane bölünme aşamasında hücre olduğunu (mitotik sayım) içerir. Bu özellikler bir arada ele alınarak kanserin ne kadar farklılaştığı (ve seviyesi) belirlenir.

İleri derecede farklılaşmış karsinomalar sıkça bölünmeyen, duktal kanser için küçük kanallar ve lobuler kanser için şeritler halinde dizilmiş, görece normal görünümlü hücrelere sahiptirler. Bu kanserler yavaşça büyürler ve yayılırlar. Hastalığın seyri görece daha yavaştır.

Az derecede farklılaşmış karsinomalar normal hücrelerin özelliklerini taşımaz, daha hızlı büyümeye ve yayılmaya yatkındır. Hastalığın seyri ise görece daha hızlıdır. Orta derecede farklılaşmış karsinomalar az çok farklılaşmış karsinoma ile az farklılaşmış karsinoma arasında bir hastalık seyrine sahiptir.

Histolojik seviye veya Nottingham seviyesi veya Elston seviyesi nedir?

Seviyeler farklılaşma hakkında tanımların yapıldığı sorunun cevabıyla benzerlikler içerir. Hücrelerin mikroskop altında görülen özelliklerine belirli rakamlar tayin edilir ve bu rakamlar toplanarak karsinomanin seviyesi belirlenir.

Eğer rakamların toplamı 3-5 ise kanser seviyesi 1 dir (ileri derecede farklılaşmış).

Eğer rakamların toplamı 6 veya 7 ise kanser seviyesi 2 dir (orta derecede farklılaşmış).

Eğer rakamların toplamı 8 veya 9 ise kanser seviyesi 3 tur (az derecede farklılaşmış).

Ki67 nin raporumda belirtilmesi ne anlama gelir?

Ki67 kanser hücrelerinin ne kadar hızlı büyüdüğünü ve bölündüklerini ölçmenin bir yoludur. Yüksek Ki67 değerleri (%30 un üzerinde) hücrelerin hızlı büyüdüğünü işaret eder.

Tümörün raporda belirtilen boyutunun önemi nedir?

Eğer bütün kanserli bölge alınmışsa, patolog alınan bölgenin ne kadar büyük olduğunu tümörün bir ucundan diğer ucuna (uzunluğun en büyük olduğu yerden) mikroskop yardımıyla veya makroskopik olarak (eğer tümör yeterince büyük ise göz ile bakarak) ölçer. Memedeki tümörün boyutu kanserin seviyesinin belirlenmesinde rol alır ve böylece tedaviyi ve hastalığın seyrini etkiler.

İğne biyopsisi sadece tümörün bir parçasından örnek alır, bu yüzden kanserin boyutu genellikle belirtilmez. Daha sonrasında tümör alındığında (masektomi veya meme koruma ameliyatı ile) daha kesin bir ölçüm elde edilir.

Tümörün seviyesinin önemi nedir?

Kanserin seviyesi, tümörün boyutları ve yayılımının bir ölçüsüdür. Meme kanseri için kullanılan standart seviyelendirme sistemi TNM olarak bilinir; T tümörden, N lenf nodlarından ve M metastazdan gelir. Eğer seviye kanserin ameliyatla alınmasına bağlı ise P (patolojikten gelir) T ve N harflerinden önce kullanılır.

T seviyesi tümörün boyutuna ve tümörün memenin üzerindeki deriye veya memenin altındaki göğüs duvarına sıçrayıp sıçramadığına bağlıdır. Yüksek T rakamları büyük tümör ve/veya meme yakınındaki dokulara daha geniş bir sıçrama olduğu anlamına gelir. T seviyesi teşhisi verilebilmesi için tümörün tamamının alınması gerektiğinden, bu bilgi iğne biyopsileri için verilmez.

N seviyesi kanserin meme yakınındaki lenf nodlarına sıçrayıp sıçramadığını ve kaç tane lenf nodunun etkilendiğini belirtir. Yüksek N rakamları daha fazla lenf nodunun kansere dahil olduğuna işaret eder. Eger kanser yayılmasını belirlemek için hiçbir lenf nodu alınmamış ise rapor N seviyesi için Nx verir. x kaç tane lenf nodunun kanserden etkilendiği bilgisinin olmadığını belirtmek için kullanılır (ayrıca bir sonraki soruya bakiniz).

M seviyesi genellikle laboratuvar ve görüntüleme çalışmalarının sonuçlarına bağlıdır ve meme kanseri ameliyatından alınan patoloji sonucunun bir parçası değildir. Patoloji raporunda, M seviyesi çoğunlukla atlanır veya Mx olarak listelenir (x yine herhangi bir bilginin olmadığını belirtmek için kullanılır)

T,N ve M kategorileri belirlendikten sonra bu bilgi gruplandırma denilen bir işlemle birleştirilir. Kanserin seviyesi, seviye I den (en az gelişmiş seviye) seviye IV ye kadar (en gelişmiş seviye) Roma rakamları ile gösterilir. Invazif olmayan kanser seviye 0 olarak gösterilir.

Eğer raporum lenf nodlarını gösterirse?

Eğer koltukaltınızdaki lenf nodlarından herhangi biri büyümüş ise (fiziksel muayene veya mamogram veya ultrason gibi görüntüleme çalışmaları ile bulunmuş), meme tümörünüz ile birlikte alınabilir. Bunu yapmanın bir yolu bir iğne yardımıyla lenf nodundan hücre örneği almaktır. Sonrasında, bu hücrelerin kanser hücresi olup olmadığına bakılır. Eğer hücreler kanserli ise duktal veya lobuler karsinoma olup olmadığı tespit edilir.

Meme kanseri tedavisini amaçlayan bir ameliyatta kol altındaki lenf nodları alınabilir. Bu lenf nodları  mikroskop altında incelenerek kanser hücreleri içerip içermediklerine bakılır. Sonuçlar alınan lenf nodu sayısı ve bunlardan kaçının kanser hücresi içerdiği seklinde rapor edilir. Örnekle, 15 lenf nodundan 2 si kanserli bulundu, gibi.

Eğer raporum sentinel lenf nodundan bahsediyorsa?

Sentinel lenf nodu biyopsisinde, cerrah tümörün yayıldığı ilk lenf nodunu/nodlarini bulur ve alır. Bu lenf nodu, sentinentel (öncül) lenf nodu, yayılmaya başlayan kanser hücrelerini bulundurma ihtimali en yüksek olan lenf nodudur. Bu prosedür meme kanserini almak için yapılan ameliyat sırasında uygulanabilir. Bu yöntem, çok fazla lenf nodu alınmasına gerek kalmadan koltukaltı lenflerine kanser yayılmasını kontrol etmenin bir yoludur.

Daha sonrasında, bu lenf nodunun kanser hücreleri içerip içermediğine bakılır. Eğer sentinel lenf nodunda kanser yok ise, kanserin diğer lenf nodlarına yayılmış olma ihtimali oldukça düşüktür ve daha fazla lenf nodu ameliyatı gerekmez.

Eğer sentinel lenf nodu kanser içeriyorsa, raporunuz kanserin lenf nodunda olduğunu söyleyecektir. Ayrıca kanser hücrelerinin yoğunluğu hakkında da bilgi verecektir. Bazı durumlarda, eğer kanser hücreleri sentinel lenf nodunda bulunmuşsa, daha fazla koltukaltı lenf nodunuzun alınması gerekebilir. Bu durumu doktorunuzla konuşmanız gerekmektedir.  

Çeviri: Gülşima Dilek 

http://www.breastcancer.org/symptoms/diagnosis/getting_path_report

 

Metastatik Meme Kanserinde Tedavi için Tümör Markırları ve Biyogöstergeler

Doktorların hastalarına en yüksek kalitede destek sağlayabilmesi için, Amerikan Klinik Onkoloji Örgütü (OSCA) biyogöstergeleri kullanarak, metastatik meme kanseri tedavisi için yeni bir rehber geliştirdi.  Hastalar için hazırlanan bu rehber, ASCO’nun en güncel önerilerini içermektedir.

 

Biyogöstergeleri (Markırları) Anlamak

 

Biyogösterge, kan, idrar ve kanserli vücut dokusunda bulunan bir maddedir. Tümör tarafından üretilir veya vücudun kansere cevabı olarak oluşur. Biyogösterge, tümör belirtisi olarak da adlandırılır ve tümörün içinde de bulunabilir. Doktorların kanser hakkında daha fazla bilgi sahibi olmasına yardımcı olur.

 

 

Metastatik Meme Kanserinde Biyogöstergeler

 

Doktorunuz aşağıda belirtilen biyogöstergeler için test yaptırmanızı önerebilir:

 

  • Östrojen Reseptörü (ER) ve Progesteron Reseptörü (PR): ER ve/veya PR içeren meme kanseri hücreleri, büyümek için östrojen ve/veya progesteron hormonuna bağımlıdırlar. ER ve PR’yi ölçen testler, kanserin gelişmesini engellemek amacıyla bu hormonları durduran bir hormon terapisi tedavisi uygulandıysa, tedavinin başarılı olup olmadığını anlamak için yapılır. Hormon terapisi, endokrin terapisi olarak da adlandırılır. Metastatik meme kanserinde kullanılan hormon terapilerine örnekler şunlardır:

            

- Anastrozol (Arimidex), letrozol (Femara) ve eksemestan (Aromasin) gibi aromataz     inhibitörleri

- Fulvestrant (Faslodex)

- Tamoksifen (Nolvadex)

 

Hormon terapisi kimi zaman diğer tedavilerle beraber de uygulanır.

 

  • İnsan Epidermal Büyüme Faktörü Reseptörü 2 (HER2): HER2, tüm meme hücrelerinde bulunan bir proteindir fakat bu protein, farklı oranlarda mevcuttur. Meme hücresinde anormal derecede yüksek HER2 bulunduğu takdirde, meme kanserinin büyümesi ve yayılması mümkün olabilir. HER2 testi, doktorlara anti-HER2 tedavilerini tercih edip etmeme konusunda yardımcı olur. Anti-HER2 tedavileri, tümör hücrelerinin büyümesini ve yayılmasını sağlayan HER2’nin durdurulmasını sağlayabilir. Anti-HER2 tedavileri şunlardır:

- Trastuzumab (Herceptin)

- Pertuzumab (Perjeta)

- Lapatinib (Tykerb)

- Trastuzumab emtansin (TDM-1, Kadcyla)

 

  • Kanser Antijen 15-3 (CA 15-3), Kanser Antijen 27.29 (CA 27.29) ve Karsinoembriyonik Antijen (CEA): Bu biyogöstergeler, meme kanserli bireylerin kanlarında bulunabilir. Söz konusu biyogöstergelerin, anormal seviyelerde seyretmesi, kanserden farklı durumların var olduğu anlamına da gelebilir.

 

Tedavi için Tümör Göstergelerinin Kullanımına Dair Öneriler

 

Doktorunuz metastatik meme kanserinizin tedavisini yönlendirmek için tümör göstergeleri kullanabilir, bu anlamda, aşağıdaki bilgiler bu göstergeleri açıklamayı amaçlamaktadır. Unutmamak gerekir ki, doktorunuzun tedavinize dair önerileri sadece biyogöstergelere bağlı değil, sağlığınız ve kanser türü gibi birçok faktörle de ilişkilidir.

  • ER, PR ve HER2 aşamasındaki tümörlerin yayıldığı bölgelere test uygulanması tavsiye edilir. Bunun nedeni, bu aşamadaki tümörlerin yayıldıktan sonra değişim gösterebilmeleridir.
  • Tedavi seçenekleri ve tedavide değişiklikler genelde biyogöstergelerden farklı olarak, diğer faktörlere bağlıdır. Örneğin, tümörün nerede ne kadar büyüdüğü, genel sağlık seyriniz ve tedavi tercihleri, söz konusu faktörlerdendir.
  • CEA, CA 15-3 ve CA 27.29 testleri, doktorunuzun halihazırda kansere dair bildiklerine katkı sağlamak amacıyla uygulanabilir. Bu testlerin sonuçları, tedavinize dair verilen karara katkı sağlayabilir. Fakat bu biyogöstergeler genel olarak, tedaviyi yönlendirmek amacıyla tek başına tercih edilmez veya tedavinin nasıl ilerlediğini ölçmek amacıyla kullanılmaz.

 

Bu Durumun Hastalar için Anlamları

 

Vücudunuzun diğer bölümlerine de yayılan bir meme kanseri teşhisiniz varsa, doktorunuz, vücudunuzun bu bölümleri için ER, PR ve HER2 testlerinin yapılmasını önerebilir. Bu testlerin sonuçları, doktorunuzun tümör hakkında daha çok bilgiye sahip olmasına yardımcı olur. Biyogöstergeler, hangi tedavinin etkili olabileceğine dair bilgi verebilirler fakat bu testlerin sonuçları, doktorunuzun tedavi seçeneklerinize dair göz önünde bulunduracağı tek faktör değildir. Doktorunuz, aynı zamanda, kanserin vücudunuzun hangi bölümlerine ne kadar ölçüde yayıldığı, genel sağlık tablonuz, daha önce gördüğünüz tedaviler ve tedavi tercihlerinizi de göz önünde bulundurur.

 

Doktorunuzla, size önerilen biyogösterge testlerine ve sonuçların nasıl kullanılacağına dair konuşmayı ihmal etmeyiniz.

 

 

Doktorunuza Sorulabilecek Sorular

 

Metastatik meme kanserinde kullanılan biyogösterge testleri  ve olası test sonuçlarının tedaviye nasıl etki edeceği hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için, doktorunuza şu soruları yöneltebilirsiniz:

  • Hangi biyogösterge testlerini yaptırmayı önerirsiniz? Neden?
  • Bu testler nasıl uygulanmaktadır?
  • Ne sıklıkla söz konusu testleri yaptırmalıyım?
  • Test sonuçları ne anlama gelir?
  • Test sonuçları tedavimi ve tedavi seçeneklerimi nasıl etkiler?
  • ER, PR ve HER2 test sonuçları ile orijinal tümör sonuçları arasındaki fark neden oluşmaktadır?

Çeviri: Berkay Gülen

http://www.cancer.net/research-and-advocacy/asco-care-and-treatment-recommendations-patients/biomarkers-guide-treatment-metastatic-breast-cancer

 

Duyurular

  • 2 yıldır meme kanseri tedavisi gören Melisa Kayalı onlarca kadının sesi oldu. Tedavisinin en önemli basamaklarından biri olan ‘Tamoksifen’ adlı ilaca aylardır ulaşamayan genç kadın ilacı piyasada bulamamalarının sorumlusu olarak üretici firmayı gösterdi. Onlarca kadının sesi olan ve konuyu ‘change.org’a taşıyarak 80 binin üzerinde imzaya ulaşan Kayalı sesini Sağlık Bakanlığı’na duyurmayı başardı. Bakanlıktan yapılan açıklamada ilacın Temmuz 2017’de eczanelerde olacağını açıkladı.

    Kanserle Dans Derneği gönüllülerinden Melisa Kayalı, binlerce meme kanseri kadından sadece biri... 25 yaşındaki genç kadına, 2 yıl önce lokal ileri HER 2 + ER+ meme kanseri teşhisi konuldu. Ancak tedavisinde kullanılan 'Tamoksifen' adlı ilacı eczanelerde bulamayan Kayalı, çareyi dijital imza platformu “change.org”da bir kampanya başlatmakta buldu ve biranda tamoksifen mağduru tüm kadınların sesi oldu.

    Duyurusunda “2 yıldır kanserle yaşıyorum. Sevdiklerimin yanındaysam, işime devam ediyorsam bunu 1 yıl boyunca düzenli olarak kullandığım ilaca borçluyum. Ne var ki şu günlerde sağlığım tehdit altında. Çünkü beni hayata, en önemlisi beni sevdiklerime bağlayan kanser ilacı eczanelerde bulunmuyor. Benim gibi ilacını alamayan yüzlerce hastayla aynı korkuları, endişeleri paylaşıyoruz. İlacımıza en kısa zamanda ulaşabilmek için gerekenin bir an önce yapılmasını talep ediyorum.” sözlerini kullanarak yaşadıklarını ve kaygılarını anlatan Kayalı, ilacı 10 yıl kullanması gerektiğini ifade ediyor.

    “EN AZ 5 YIL KULLANILMALI AMA İLACI TEMİN EDEMİYORUZ”

    Her kanser türünde olduğu gibi meme kanserinde de stresin hastalığı olumsuz yönde etkilediğini kaydeden genç kadın ilaca ulaşamama endişesinin tedavisini olumsuz etkilediğini belirterek “Bana 2 yıl önce kanser teşhisi konuldu. Hormon reseptörlerim pozitif olduğu için 10 aydır ilaç kullanıyorum. Meme kanserlerinin hastalığında büyük bir önem taşıyan, ben ve benim gibi nice hormon reseptörü pozitif meme kanseri tanısı almış olan hastaların bu ilacı en az 5 yıl, en fazla 10 yıl kullanması gerekiyor. Ama ne yazık ki ilacı temin edemiyoruz" diyerek çektiği zorlukları dile getirdi.

    "ECZACILAR İLACA ZAM GELECEĞİ İÇİN PİYASADA OLMADIĞINI SÖYLÜYOR"

    İlacı bulmakta sıkıntı yaşayan ve tanıdıklarından ilaç temini konusunda yardım istediğinin altını çizen Kayalı, Kanserle Dans Derneği’nde elinde fazla ilaç olan, tedavisi son bulan ya da tedavi protokolü değişen hastaların, ilaçlarını olmayanlarla paylaştığını söyledi. Sözlerine “Benzer sorunlar Manisa dışında da yaşanıyor. Benim gibi onlarca hasta var ilacı alamayan. 4 ay kısa bir süre değil. Eczanelere sorduğumuzda, ilaca zam geleceği için şu an piyasada bulunmadığını söylüyorlar. Bu böyle ne kadar sürecek bilmiyorum. Şu an elimde 1 ay kullanabileceğim kadar ilaç var sadece, onu da başka bir kanser hastası bana iletti” diyerek sözlerini noktaladı.

    "SAĞLIK BAKANLIĞI: TEMMUZ’A KADAR TAMOKSİFEN YOK!"

    Melisa Kayalı’nın “change.org”da başlattığı kampanya şimdiye kadar 80 bine yakın imza topladı ve tamoksifen bulamadığı için meme kanseri tedavisi aksayan kadınların sesi oldu. söz konusu ilaç hakkında Milliyet gazetesine açıklama yapan Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu;

    “Meme kanserinde kullanılan T. isimli ilacın piyasada bulunamamasının en önemli sebebi; firma kaynaklı üretim ve üretim planlama sorunu. Kurum olarak son bir kaç haftadır çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürmekteyiz. Yerel üretim de dahil olmak üzere farklı çözüm seçenekleri üzerinde duruyoruz. İlgili firma bir sonraki parti olan 30 bin kutu ilacın üretiminin ancak Temmuz ayına yetişebileceğini, hammadde üretim süreleri nedeniyle bu tarihi erkene çekmenin mümkün olamayacağını bildirmiştir. Firma ayrıca kurumumuza ‘özel ithalat’ başvurusu hazırlığındadır. Bu kapsamda üretici firma tarafından Amerika Birleşik Devletleri’nden (diğer bir fabrikasının bulunduğu) 300 bin kutu ilacın ivedilikle ülkemize getirtilmesi hedeflenmektedir. Yaşanan sıkıntı üretimden kaynaklandığı için sorunun temel çözümü ise ilacın Türkiye’de üretilmesidir.” diyerek konuya açıklık getirdi.

    İmza kampanyasını görmek için https://www.change.org/p/meme-kanserinde-kullan%C4%B1lan-tamoxifen-ilac%C4%B1-piyasaya-sunulsun tıklayınız.

  • Metastatik Meme Kanseri hasta ve yakınlarını bilgi ve bilinçlendirmek adına MBC Alliance tarafından dizayn edilmiş kapsamlı eğitim görselleri ve kitapçığını Türkiye'de bir klinik çalışma altında pilot çalışması ile deneyecek 3 ülkeden biri olmanın gururunu yaşıyoruz.

     

  • Gönüllümüz Figen Ar Kanserle Dans Derneği'ni ve Turkiye'yi 14 Kasım 2016 Metastatik Meme Kanseri Madrid Toplantısında temsil etti.


En Popüler Yazılar

Videolar

Sizin Hikayeleriniz


Tülay

Öncelikle senin en öne çıkan yönün ödüllü bir sağlık habercisisin. Sağlık haberciliği nedir? İyi haber nasıl yapılır?

Sağlık haberlerini okuyan kişileri herhangi bir kaynaktan şu anda karşında olsalar nelere dikkat etmeleri konusunda uyarırsın?

Haber kaynağının güvenilir olması birinci öncelik. İkincisi konuşan veya bilgi veren kişinin uzmanlık alanı. Fikir belirttiği konuda yetkin ve yeterli mi ona bakmak lazım. Konuşan kişinin ve haberi yayan kaynağın geçmişi de önemli. Haber kaynağının daha önce yaptığı yanlış, yanlı veya abartılmış haberlerin varlığı göz önüne alınmalı, haberin gerçeği ne kadar yansıttığı sorgulanmalı. Yanı sıra haber kaynağının yayın mantığı, maddi bağlantıları gibi noktalara da dikkat etmek gerekir. Çünkü günümüzde popülarite veya maddi çıkar için konuşan ama konuştuklarıyla pratiği uyuşmayan çok sayıda “uzman” var.

İlk meme kanseri teşhisinde bir gecikme yaşanmış bunu biraz anlatır mısın?

2001 yılında rutin kontrollerim sırasında sağ mememde bir kitle buldum. Hiç vakit kaybetmeden ertesi gün alanında iyi tanınan bir meme cerrahına gittim, muayene oldum, ultrason çekildi. Kitlenin önemsiz bir fibrokistik yapı olduğu, 6 ayda bir kontrole girmem gerektiği belirtildi. Doktorun dediğini harfiyen uyguladım ancak İstanbul’un göbeğindeki bir eğitim ve araştırma hastanesinde çekilen ultrasonlarda “önemli bir şey olmadığı” belirtildi. Böylece 2 yıl geçti, o sırada meme cerrahının ve devlet hastanesinde görevli radyologların “önemsiz” dediği kanser neredeyse üçüncü evreye geldi. Teşhis de bir röportaj için gittiğim başka bir genel cerrah sayesinde ve tesadüfen konuydu. O röportajı yapmasaydım belki de teşhis için çok daha geç kalacaktım.


Metastazı ne zaman öğrendin ve nasıl tepki verdin?

Tanı aldıktan sonra uygulanan cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve koruyucu hormon tedavisi aşamalarından geçtim. Tanıdan sonra kritik olan 5 yıllık sürenin dolmasına 4 ay kala sternuma (göğüs kemiği) metastaz olduğunu öğrendim. Tabii ki beynim ve vücudum iyileşmeye kodlandığı için matastazı ilk öğrendiğimde  büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Önce “Artık tedaviyi reddetme hakkımı kullanmak istiyorum” diyerek tedaviden kaçmayı düşündüm. Ancak sonra beynime gelen “Daha yaşanacak çok güzel günlerin var” sinyaliyle bu düşünceden hızla uzaklaştım ve yeniden tedavi sürecine başladım.

Hiç bilmeyen bir kişiye Metastatik Meme Kanserini Nasıl Açıklardın?

Vücutta var olan, tedavi görmüş veya görmemiş kanser hücrelerinin kaynak aldığı ilk noktadan ya da organdan, başka doku veya organlara sıçraması, metastaz olarak tanımlanıyor. Meme kanserinde ise ilk odak memedir ve buradaki hastalığın başka bir organ veya dokuya geçmesi metastatik meme kanseri olarak nitelendirilir.

 

Ertelediklerin, vazgeçmek zorunda kaldıkların oldu mu hayatını nasıl değiştirdi bu hastalık?

Gerçekçi olmak gerekirse bu hastalık insanın hayatını bir anda alt üst ediyor. İlk tanıda; insanın alnının ya da karnının ortasına güçlü bir yumruk yemesi gibi bir şey. Önce sendeledim, ağladım, kabullenemedim ama sonra o “yumruğa” karşı direnç geliştirmeyi öğrendim. Tekrar ayağa kalktım, her darbede aynı şeyi yapmak için kendime söz verdim. Tükendiğimi hissettiğim, mücadeleden vazgeçme aşamasına gelip, ümitsizliğe kapıldığım zamanlar da oldu, hala da olabiliyor. Çünkü ikimiz de (kanser hücresi ve ben) güçlüyüz ama ben daha mücadeleciyim. Karamsarlığa kapıldığım zamanlarda hep sevdiğim insanları düşünüp, kendimi; onlarla biraz daha zaman geçirmenin hiç de kötü bir fikir olmadığı düşüncesine kaptırıyorum. Çok kolay olmuyor ama böyle düşünebilmek, buna kendimi inandırıp ikna olmak için saman zaman kendimi zorluyorum ve sonuçta hala hayattayım. 

Gerçeklikten uzak, pembe bir tablo çizmeyeceğim; kanserle yaşamak zor, bu çok net. Ama her türlü zorluğa rağmen hayatta kalmanızı gerektirecek nedenleriniz varsa mücadele ediyorsunuz. Çünkü ne kadar zor olsa da yaşamak güzel; ağız tadıyla yemek, bir bebeğin kokusunu içine çekmek, sevgiliye bir öpücük kondurmak, kardeşe sarılmak, arkadaşla kahkaha atmak… Bu küçük detaylar bile “devam” demeye yeter bence…

Bu hastalık nedeniyle yapamadığım, ertelediğim ve artık yapamayacağımı çok iyi bildiğim birçok şey var hayatımda. Bunların içinde beni en çok etkileyen ise çok istediğim halde anne olamamak.

 

Hayat duruşum diyeceğin bir düstur var mı? Özellikle sana mücadelende anahtar olan?

Evet var; altı kalın çizgiyle çizilmiş, içi doldurulmuş “mücadele” kelimesi ve “Her şeye rağmen hayat yaşamaya değer” cümlesi.


Ülkemizi ve takip ettiğin kadarıyla Avrupa ve Amerika ile karşılaştırırsan neler farklı bir hastalık yaşayan gözüyle?

Her ne kadar siyasi otoriteler ve yöneticiler, Türkiye’nin sağlık alanında çok iyi olduğunu ileri sürse de çok sayıda aksaklığın ve eksikliğin olduğu malum. Yapılan iyi şeyler de var ancak tamamen devlet güvencesinde ve sosyal bir hizmet olması ve de “kaliteli” verilmesi gereken sağlık hizmetlerinin bir noktada özel sektörün insafına bırakılmış olması bence Türkiye’de tedavi gören hastaların en büyük sorunu. Devlet ve üniversite hastaneleri, gerek yetişmiş eleman gerekse tıbbi malzeme ve imkan açısından her geçen gün kötüye gidiyor. Her şeyden önemlisi; giderlerini devletin karşıladığı bu hastanelerde muayene ve tedavi için sıra almak, tedavi şansını yakalamak hiç de konuşulduğu gibi kolay değil. Sıra alsanız bile layıkıyla muayene ve tedavi olmanız için şans faktörünün devreye girmesi gerekiyor. Bu durumda hastalar mecburen özel hastanelere yöneliyor. Ancak özel sektörün yüksek fiyatlarını karşılayabilecek maddi imkana sahip olanlar daha kaliteli sağlık hizmeti alıyor. Etkili ve başarılı tıbbi tedavi, hasta konforu, hasta yakınlarına yaklaşım, kontrol sürecinde hastanın takibi, hastaya psikolojik destek, beslenme danışmanlığı, yaşam kalitesini artırıcı tedbirler ve terminal dönemdeki hastanın bakım ve ihtiyaçlarının giderilmesi, maddi ve manevi destek sağlanması açısından ülkemizdeki sağlık sisteminin iyileştirilmesi, yeniden düzenlenmesi gereken çok sayıda alanı olduğunu düşünüyorum.


Pratik yaşamdaki zorluklar senin için neler? Kronik hastalık sözü seni rahatsız ediyor mu?

Pratikteki en önemli zorluğum, baskılanmış vücut direnci nedeniyle istediğim veya zorunlu olduğum birçok şeyi yapamamak. Çok çabuk enfeksiyon kapma riski altında olduğum için kalabalık ve kapalı mekanlara fazla gidemiyorum, özellikle kış ve bahar aylarında. Örneğin mesleğim gereği her toplantıyı takip edemiyorum, röportajlarımı evden telefon veya mail yoluyla yapmak zorunda kalıyorum. Belki önemsiz bir detay ama kıyafet sorunu yaşıyorum. İlaçlardan kaynaklı termoregülasyon sorunu nedeniyle istediğim her kıyafeti giyemiyorum, bir kadın içi bunun ne kadar önemli olduğunu anlatmama gerek yok sanırım. Bunların dışında; mesela sevdiklerime doya doya sarılıp öpmeyi, denize girmeyi, yağmurda yürümeyi, kartopu oynamayı, soğuk bir bira içmeyi, rüzgarda koşmayı, dondurma yemeyi, bir barda çılgınlar gibi dans etmeyi özledim…

Kronik kelimesi beni rahatsız etmiyor. En çok “kanserli” kelimesinden rahatsızlık duyuyorum. Direkt damgalanma, duygusu yaşatıyor bana. Eski zamanlardaki “vebalı, cüzzamlı” kelimeleriyle yaşanan dışlanma ve damgalanma süreçlerini çağrıştırıyor. Onun yerine “kanser hastası” denmesi bence daha doğru.

Başına gelen ilginç unutamadığın bir olay, anı paylaşır mısın tedavi süreci sırasında yaşadığın?

Tedavi sürecinde yaşadığım en ilginç olay dökülen saçlarımın çıktığı andı. Tedavi bittikten sonra saçlarım çıkmaya başladığında çok şaşırmıştım. Çünkü eskiden kumral olan saçlarım simsiyah çıkmıştı.

 

 

Şu 3 kelime senin için neler ifade ediyor...


Dost: Zor günde yanında olabilen, yanında olamasa da yakınında olduğunu hissettirebilen kişi.


Mutluluk: Kimseye muhtaç olmadan, ağız tadıyla yaşayabilmek, yapmak istediklerinle, yapabileceklerinin uyuşabilmesi, bunun için beynindeki enerjiyle vücut enerjinin örtüşmesi ve ağız tadı.


Hayal: Hiçbir kısıtlama, korunma, hastalanma, yorulma ve vücudumdaki savaşçı t hücrelerini yok etme korkusu olmadan dünya turuna çıkabilmek.

 

Bu süreç ilişkilerini aile, çevre iş nasıl etkiledi ve en çok kimlerden destek aldın?

Kanserle mücadele sürecinde kimlerin gerçek dost, kimlerin sanal varlıklar olduğunu anladım. Gerçek ve göstermelik sevgilerin farkına vardım. Belki de en önemli kazanımlardan biri bu oldu. Ama desteğini hiç kesmeyen, yalnızlığını ve acılarını anlayabilme kapasitesine sahip ve empati yapabilen insanlarım da oldu. Onların varlığı beni bu mücadelenin güçlü tarafı yaptı. Ancak en büyük desteği ailemden, kardeşlerimden gördüm ve görmeye de devam ediyorum. Hastalık kronik aşamasına geçince başlangıçta aldığınız bazı destekler yavaş yavaş azalıyor veya kayboluyor ama hastalık kaybolmuyor. Ancak ailem her zaman yanımda, hiçbir zaman beni sorunlarımla baş başa bırakmadılar. Ben bu açıdan şanslıyım.

İş hayatım bu mücadeleden tabii ki olumsuz etkilendi. Mesleki performansımı düşürdü, birçok şeyden kendimi uzak tutmam, evden çalışmam gerekti. Belki bu hastalıkla yaşamak zorunda kalmasaydım daha iyi bir kariyer yapabilirdim ancak NTV gibi bir yerde çalışmak belki de diğer önemli şans noktalarımdan biri. Çünkü yöneticilerimin ve arkadaşlarımın desteği olmasaydı ve çalışmaya devam edemeseydim hem maddi hem de psikolojik açıdan kötü bir noktada olacağımı biliyorum. Bu vesileyle NTV yönetimine bir kez daha teşekkürlerimi iletmek istiyorum. 
 

Son söz senin neler söylemek istersin ilk tanı aldığın zamanki sana?

İlk tanı aldığım zamanki bana söyleyeceğim şey özetle; “Hak etmeyenlere değer verme, enerjini tüketen insan ve kurumlardan hızla uzaklaş, nefes aldığın müddetçe umut olduğunu unutma ve yaşadığın her günün, her anın tadını çıkar.”

Tülay Karabağ  



Bilgi Sahibi Olun

Email Listemize Kaydolun

Akıllı Telefon Uygulamamızı İndir